* Benzersiz bir karakteriniz olsun ve bunu ortaya koyun. Örneğin, sinirli bir yapınız varsa ve bunu rol yapmadan ve istikrarlı bir şekilde sürdürebilirseniz, öğrencilerin saygısını kazanabilir ve kendinize özgü tarzınızla farklı ve popüler bir hoca olabilirsiniz. Tabii baskın bir yönünüzü ortaya çıkarırken -ki bu espritüellik de olabilir- kendiniz gibi olmanız çok önemli, başkasını taklit etmeyin. Ve unutmayın, anahtar sözcük: "Tatlı sert". Popüler ve karizmatik bir hoca olmak için hem sevilen, hem de korkulan bir kişi olmanız lazım.
* Sınıfta değişik yöntemler deneyin. Kuru kuru ders anlatmak yerine, öğrencilerin fikirlerine de yer verin, onlara müzik dinletin, gerektiğinde film izletin, yaratıcılığınızı zorlayın.
* Esnek olun, öğrencilerinizi mutlaka dinleyin, onları ciddiye alın ama kontrolü de asla elden bırakmayın.
* Güzel giyinin. Öğrenciler genelde farkında olmasalar da hocaların kıafetlerine dikkat ederler. Şık ve kendinize özgü bir tarzınız olsun.
* İşinizden zevk alın ve bunu öğrencilere de hissettirmeye çalışın. Siz birşeyler anlatırken zevk alırsanız, onlar da dinlemekten zevk alacaklardır.
* Kendimi sevdireceğim diye bol keseden not dağıtmayın ama notları verirken de mümkün olduğu kadar adil davranmaya çalışın.
* Okulu ve diğer hocaları sakın öğrencilerle bir olup çekiştirmeyin. Öğrencilerinizle arkadaş gibi olun ama fazla samimiyete gerek yok. Kolay gelsin!
22 Eylül 2008 Pazartesi
16 Eylül 2008 Salı
Anneliğin ilk ayını kolay bir şekilde geçirmeyi nasıl başarırım?
* Öncelikle, kendinizden ve bebeğinizden "mükemmel" bir performans beklemeyin. Siz ona alışmaya çalışırken o da bütün dünyaya alışmaya çalışıyor, unutmayın.
* Herşeyi kontrol altında tutumak için, bütün materyalleri elinizin altında bulundurun. Çocuk bezi, ıslak mendil, battaniye, bebek yağı, oyuncaklar, vs. neleri en fazla kullanıyorsanız...
* Yardım istemekten çekinmeyin. Kayınvalideniz ve hatta annenizle bile anlaşamıyor olabilirsiniz ama özellikle ilk 1 ay onların yardımına muhtaç kalmanız kesinlikle ihtimaller dahilinde.
* Bebeğiniz uyurken siz de uyumaya çalışın. Böylece o uyanıp ağladığında siz de biraz olsun gücünüzü toplamış olursunuz.
* Kendinizi melankolik, depresif, yorgun hissedebilirsiniz bu dönemde. Bu tür duygulara karşı hazırlıklı olun, şikayetleriniz devam ederse bir doktora danışmaktan kaçınmayın.
* Özellikle ilk zamanları atlattıktan sonra, kendinize ve sosyal hayatınıza vakit ayırmayı ihmal etmeyin.
* Bebeğiniz sürekli ağlıyorsa, suçu sakın kendinizde aramayın. Bebekler ilk zamanlar ağlar, bazıları daha çok ağlar. Unutmayın, o daha bir bebek, sabredin...
* Gerisini içgüdülerinize bırakın.
* Herşeyi kontrol altında tutumak için, bütün materyalleri elinizin altında bulundurun. Çocuk bezi, ıslak mendil, battaniye, bebek yağı, oyuncaklar, vs. neleri en fazla kullanıyorsanız...
* Yardım istemekten çekinmeyin. Kayınvalideniz ve hatta annenizle bile anlaşamıyor olabilirsiniz ama özellikle ilk 1 ay onların yardımına muhtaç kalmanız kesinlikle ihtimaller dahilinde.
* Bebeğiniz uyurken siz de uyumaya çalışın. Böylece o uyanıp ağladığında siz de biraz olsun gücünüzü toplamış olursunuz.
* Kendinizi melankolik, depresif, yorgun hissedebilirsiniz bu dönemde. Bu tür duygulara karşı hazırlıklı olun, şikayetleriniz devam ederse bir doktora danışmaktan kaçınmayın.
* Özellikle ilk zamanları atlattıktan sonra, kendinize ve sosyal hayatınıza vakit ayırmayı ihmal etmeyin.
* Bebeğiniz sürekli ağlıyorsa, suçu sakın kendinizde aramayın. Bebekler ilk zamanlar ağlar, bazıları daha çok ağlar. Unutmayın, o daha bir bebek, sabredin...
* Gerisini içgüdülerinize bırakın.
22 Ağustos 2008 Cuma
Makyajsız Her Daim Genç ve Güzel Görünmeyi Nasıl Başarırım?
Özellikle terleten yaz günlerinde insanın güzelleşmek için ekstra uğraşası gelmiyor. Zaten makyaj yapsanız da yüzünüzde kalmıyor. İşte, makyajsız da hoş ve formda görünmenin basit yolları:
* Her sabah mutlaka duş alın. Temiz saçlar ve parlayan bir cilt, hep iyi görünmenizi sağlayacaktır. Bu arada, sinüzit gibi bir probleminiz yoksa, saçlarınızı fazla kurutmadan kendi haline bırakın.
* Cildinize nemlendiricinizi sürmeden dışarı çıkmayın, tabii nemlendiren bol faktörlü bir güneş kremi çok daha iyi olur.
* Cildinizin sivilcesiz olması ve temiz görünmesi için iyi bir jel ya da sabunla sabah akşam yıkayın. Cilt tipinize göre ürün almak için, bir uzmana danışmayı da ihmal etmeyin. Haftada bir peeling yapmanız veya evde hazırlayacağınız basit maskeleri uygulamanız da cildinizi ve bakışlarınızı canlandıracaktır. Yüzünüzde sivilce çıkarsa sakın patlatmayın, kapatıcı kullanın.
* Çok şık giyinmeseniz de, kıyafetlerinize özen gösterin. Renkleri ve modelleri size yakışan giysileri tercih edin.
* Dudaklarınız için dudak nemlendiricilerinden kullanın. Dişlerinizi günde 3 kere fırçalayın. Elleriniz kremli, tırnaklarınız temiz olsun.
* Doğal ama bakımlı görünün. Bunun için düzenli ve sağlıklı beslenmeyi ve bol su içmeyi de unutmayın!
* Her sabah mutlaka duş alın. Temiz saçlar ve parlayan bir cilt, hep iyi görünmenizi sağlayacaktır. Bu arada, sinüzit gibi bir probleminiz yoksa, saçlarınızı fazla kurutmadan kendi haline bırakın.
* Cildinize nemlendiricinizi sürmeden dışarı çıkmayın, tabii nemlendiren bol faktörlü bir güneş kremi çok daha iyi olur.
* Cildinizin sivilcesiz olması ve temiz görünmesi için iyi bir jel ya da sabunla sabah akşam yıkayın. Cilt tipinize göre ürün almak için, bir uzmana danışmayı da ihmal etmeyin. Haftada bir peeling yapmanız veya evde hazırlayacağınız basit maskeleri uygulamanız da cildinizi ve bakışlarınızı canlandıracaktır. Yüzünüzde sivilce çıkarsa sakın patlatmayın, kapatıcı kullanın.
* Çok şık giyinmeseniz de, kıyafetlerinize özen gösterin. Renkleri ve modelleri size yakışan giysileri tercih edin.
* Dudaklarınız için dudak nemlendiricilerinden kullanın. Dişlerinizi günde 3 kere fırçalayın. Elleriniz kremli, tırnaklarınız temiz olsun.
* Doğal ama bakımlı görünün. Bunun için düzenli ve sağlıklı beslenmeyi ve bol su içmeyi de unutmayın!
19 Ağustos 2008 Salı
Ailemden uzakta olduğum bir ortamda hasret çekme duygusuyla nasıl başedebilirim?
Evinizden çok uzaklarda, belki eğitiminiz için başka bir şehirde, hatta başka bir ülkedesiniz. Peki, içinizdeki yalnızlık duygusundan nasıl kurtulursunuz? İşte bazı yöntemler:
* Bütün gün evde oturup kendinizi dinlemek yerine ufak bir geziye çıkın. Bu, haftasonu için bir "yürüyüş" grubuna katılmak ya da kendi kendinize yakın bir yerlere seyahat etmek şeklinde olabilir. Eğer yakınlarda bir akrabanız veya eski bir arkadaşınız oturuyorsa onu ziyaret etmek de size iyi gelecektir.
* Meşgul olun. Birşeylerle meşgul olmak yalnızlık ve özlem duygularıyla başetmenin en kolay yoludur. Temizlik yapın, evin dekorasyonunu değiştirin, işiniz ya da okulunuzla ilgili yapılması gerekenlerin listesini çıkarın.
* Uzakta bulunan, özlediğiniz yakınlarınızı arayın ya da onlara uzun bir e-mail yazın. İçinizi dökmek size kendinizi iyi hissettirecek, hasret duygunuzu biraz olsun azaltacaktır. Tabii telefonda ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmamaya özen gösterin.
* Kendinize acıyıp bütün günü evde ağlayarak geçirmeyin. Birşeyler yapın; film izleyin, banyo yapın, uyuyun ve içinizdeki yalnızlık duygusunun geçmesini bekleyin. Emin bir süre sonra, siz başka şeylere odaklandığınızda geçecektir.
* Belki saçma gelecek ama, karnınız açsa doyurun. Karnınız aç olduğu için kendinizi daha güçsüz ve duygusal hissediyor olabilirsiniz.
* Şunu unutmayın, ailenizden ilk kez uzun süreli ayrıldıysanız, sözkonusu yalnızlık ve hasret duygularını hissetmeniz çok normal. Ancak bu duygular ilk birkaç gün daha yoğun yaşanır. Biraz sabreder ve pozitif düşünürseniz, üstesinden gelirsiniz.
* Bütün gün evde oturup kendinizi dinlemek yerine ufak bir geziye çıkın. Bu, haftasonu için bir "yürüyüş" grubuna katılmak ya da kendi kendinize yakın bir yerlere seyahat etmek şeklinde olabilir. Eğer yakınlarda bir akrabanız veya eski bir arkadaşınız oturuyorsa onu ziyaret etmek de size iyi gelecektir.
* Meşgul olun. Birşeylerle meşgul olmak yalnızlık ve özlem duygularıyla başetmenin en kolay yoludur. Temizlik yapın, evin dekorasyonunu değiştirin, işiniz ya da okulunuzla ilgili yapılması gerekenlerin listesini çıkarın.
* Uzakta bulunan, özlediğiniz yakınlarınızı arayın ya da onlara uzun bir e-mail yazın. İçinizi dökmek size kendinizi iyi hissettirecek, hasret duygunuzu biraz olsun azaltacaktır. Tabii telefonda ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmamaya özen gösterin.
* Kendinize acıyıp bütün günü evde ağlayarak geçirmeyin. Birşeyler yapın; film izleyin, banyo yapın, uyuyun ve içinizdeki yalnızlık duygusunun geçmesini bekleyin. Emin bir süre sonra, siz başka şeylere odaklandığınızda geçecektir.
* Belki saçma gelecek ama, karnınız açsa doyurun. Karnınız aç olduğu için kendinizi daha güçsüz ve duygusal hissediyor olabilirsiniz.
* Şunu unutmayın, ailenizden ilk kez uzun süreli ayrıldıysanız, sözkonusu yalnızlık ve hasret duygularını hissetmeniz çok normal. Ancak bu duygular ilk birkaç gün daha yoğun yaşanır. Biraz sabreder ve pozitif düşünürseniz, üstesinden gelirsiniz.
4 Ağustos 2008 Pazartesi
Eşimi Sigarayı Bırakması Gerektiği Konusunda Nasıl İkna Ederim?
Öncelikle, bu kesinlikle zor bir süreç. İkna sürecinde sabırlı davranmanız şart çünkü bazı kişiler, bağımlı olduklarını bile kabul etmiyorlar. İlk etapta onlara farklı yöntemlerden sözetmenize de gerek yok çünkü ilk ve en önemli adım aslında karar vermek ve kafada bitirmek. Sonrasında herkes kendine uygun yardımcı bir yöntem bulabilir.
* Eşinizi karşınıza alın ve onun sağlığı konusunda ne kadar endişelendiğinizi ona anlatın. Ona gerekçeler sunun, bir takım verilerden bahsederek sigaranın ne kadar zararlı olduğunu kısaca anlatın, fakat fazla baskıcı olmamaya özen gösterin çünkü ters tepebilir. Burada amaç, kişinin zaten bildiği şeyleri ona bir kez daha anlatarak bu kötü alışkanlığını sorgulaması için ona bir fırsat yaratmak ve kanına girmektir.
* Eşiniz bu konuda yardıma ihtiyaç duyuyorsa onu destekleyeceğinizi belirtin. Belki onu başka şeylerle meşgul ederek veya sigara içilen ortamlardan uzak kalmasını sağlayarak birşeyler yapabilirsiniz ama bırakma kararını zorla değil, isteyerek vermesi şart.
* Eğer bağımlı olmadığını iddia ediyorsa ona deyin ki; " Seni defalarca sigara içerken gördüm, en güzel zamanları ya da önemli anları sigaradan ayrı kalamadığın için yarıda bıraktın, içemediğin zaman aklın sigarada ve çoğu zaman onun yüzünden öksürüklere boğulduğuna da tanık oldum. Kabul etmesen de sen bir bağımlısın ve aslında buna teslim olmayacak kadar da güçlü bir insansın." Evet, çok üstüne gitmeden ve sert olmadan eşinize bu hatırlatmaları yapıp onu kendisiyle başbaşa bırakabilirsiniz:)
* Sigara içen kişiye, etrafındakilerin, özellikle çocuğu varsa çocuğunun da pasif içici konumunda bulunduğunu hatırlatmak da etkili bir yöntemdir. Ona, her yıl binlerce insanın pasif içicilikten hayatını kaybettiğini söyleyin. Tabii işin ekonomik boyutu da cabası. Ufak bir hesap yaparak eşinize, sigarayı bırakarak ne kadar çok tasarruf yapabileceğini hatırlatmak da işe yarayacaktır, emin olun.
* Eşinizle konuşurken şefkat ve dürüstlükle karışık bir tarz belirleyin; baskıcı olmayın, ilk başta çok az da olsa suçluluk duygusu hissetmesini sağlayın. Bunun dışında onun, sigara içilmeyen alanlarda ve sigara kullanmayan kişilerle daha fazla vakit geçirmesini sağlayın. Ayrıca eşinize canının en çok ne zaman sigara istediğini sorun, o zamanları birlikte farklı aktivitelerle geçirmeye çalışın. Ona karşı eleştirel bir tutum takınmayın; sadece sigarayı bıraktığında çok daha iyi uyanacağını, kendini çok daha sağlıklı hissedeceğini, yiyeceklerin tadını çok daha iyi alacağını hatırlatın.
* Allen Carr'ın "Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu" adlı kitabını eşinize hediye edin ve bir an önce okumasını sağlayın, kolay gelsin:)
* Eşinizi karşınıza alın ve onun sağlığı konusunda ne kadar endişelendiğinizi ona anlatın. Ona gerekçeler sunun, bir takım verilerden bahsederek sigaranın ne kadar zararlı olduğunu kısaca anlatın, fakat fazla baskıcı olmamaya özen gösterin çünkü ters tepebilir. Burada amaç, kişinin zaten bildiği şeyleri ona bir kez daha anlatarak bu kötü alışkanlığını sorgulaması için ona bir fırsat yaratmak ve kanına girmektir.
* Eşiniz bu konuda yardıma ihtiyaç duyuyorsa onu destekleyeceğinizi belirtin. Belki onu başka şeylerle meşgul ederek veya sigara içilen ortamlardan uzak kalmasını sağlayarak birşeyler yapabilirsiniz ama bırakma kararını zorla değil, isteyerek vermesi şart.
* Eğer bağımlı olmadığını iddia ediyorsa ona deyin ki; " Seni defalarca sigara içerken gördüm, en güzel zamanları ya da önemli anları sigaradan ayrı kalamadığın için yarıda bıraktın, içemediğin zaman aklın sigarada ve çoğu zaman onun yüzünden öksürüklere boğulduğuna da tanık oldum. Kabul etmesen de sen bir bağımlısın ve aslında buna teslim olmayacak kadar da güçlü bir insansın." Evet, çok üstüne gitmeden ve sert olmadan eşinize bu hatırlatmaları yapıp onu kendisiyle başbaşa bırakabilirsiniz:)
* Sigara içen kişiye, etrafındakilerin, özellikle çocuğu varsa çocuğunun da pasif içici konumunda bulunduğunu hatırlatmak da etkili bir yöntemdir. Ona, her yıl binlerce insanın pasif içicilikten hayatını kaybettiğini söyleyin. Tabii işin ekonomik boyutu da cabası. Ufak bir hesap yaparak eşinize, sigarayı bırakarak ne kadar çok tasarruf yapabileceğini hatırlatmak da işe yarayacaktır, emin olun.
* Eşinizle konuşurken şefkat ve dürüstlükle karışık bir tarz belirleyin; baskıcı olmayın, ilk başta çok az da olsa suçluluk duygusu hissetmesini sağlayın. Bunun dışında onun, sigara içilmeyen alanlarda ve sigara kullanmayan kişilerle daha fazla vakit geçirmesini sağlayın. Ayrıca eşinize canının en çok ne zaman sigara istediğini sorun, o zamanları birlikte farklı aktivitelerle geçirmeye çalışın. Ona karşı eleştirel bir tutum takınmayın; sadece sigarayı bıraktığında çok daha iyi uyanacağını, kendini çok daha sağlıklı hissedeceğini, yiyeceklerin tadını çok daha iyi alacağını hatırlatın.
* Allen Carr'ın "Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu" adlı kitabını eşinize hediye edin ve bir an önce okumasını sağlayın, kolay gelsin:)
1 Ağustos 2008 Cuma
Tatilde internetten uzak durmayı nasıl başarırım?
* Öncelikle, şunu aklınızda bulundurun; internet eskiden yoktu. Tıpkı sigarayı bırakırken sigara içmediğiniz zamanları hatırlamanız gibi, internetsiz günlerinizi ve o günlerde neler yaptığınızı hatırlayarak internet bağımlılığınızdan da en azından bir süreliğine kurtulabilirsiniz.
* Tatilinizde iyi vakit geçirmeye çalışın. Yeni insanlarla tanışın. Bunu, ruhunuzu ve beyninizi dinlendirmeniz gereken bir süreç olarak görün ve laptop'ınızı kesinlikle yanınızda götürmeyin.
* Kendinize değişik outdoor aktiviteleri yaratın. Rafting'e gidin, sörf yapın, yüzün, sabah yürüyüşlerine çıkın ve bütün yıl bilgisayar başında oturduğunuz saatlerin acısını biraz olsun çıkarın.
* Kendinizi güneşe ve denize bırakın. İlla birşeyler yazmak istiyorsanız, kendinize bir not defteri alın, oraya tatil izlenimlerinizi yazın ya da bir günlük tutun.
* Eğer chat yapmak hayatınızın vazgeçilmez bir parçasıysa, bu tatil, alışkanlığınızdan kurtulmanız için iyi bir fırsat. Kendinizi daha çok sohbet etmek için zorlayın, yanınızda ailenizden ya da arkadaşlarınızdan birileri varsa bu, çok daha kolay olacaktır. Tek başınaysanız da, karşılaştığınız insanlarla iki çift laf etmeye çalışın.
* Offline olmanın tadını çıkarın. Düşünün, size her gelen mesaja cevap vermek zorunda değilsiniz. Tazelenin ve bilgisayar ve iş hayatına dair hiçbir şey düşünmeyin.
* Tatilde boş vaktiniz olduğu anlarda da kitap okuyabilir veya elinize kağıt kalem alıp önümüzdeki aylar için hayatınızla ilgili planlar yapabilirsiniz.
* Son olarak, tatiliniz ne kadar sıkıcı olursa olsun, internetsiz yaşama alışmak için çaba sarfedin. İyi tatiller!
* Tatilinizde iyi vakit geçirmeye çalışın. Yeni insanlarla tanışın. Bunu, ruhunuzu ve beyninizi dinlendirmeniz gereken bir süreç olarak görün ve laptop'ınızı kesinlikle yanınızda götürmeyin.
* Kendinize değişik outdoor aktiviteleri yaratın. Rafting'e gidin, sörf yapın, yüzün, sabah yürüyüşlerine çıkın ve bütün yıl bilgisayar başında oturduğunuz saatlerin acısını biraz olsun çıkarın.
* Kendinizi güneşe ve denize bırakın. İlla birşeyler yazmak istiyorsanız, kendinize bir not defteri alın, oraya tatil izlenimlerinizi yazın ya da bir günlük tutun.
* Eğer chat yapmak hayatınızın vazgeçilmez bir parçasıysa, bu tatil, alışkanlığınızdan kurtulmanız için iyi bir fırsat. Kendinizi daha çok sohbet etmek için zorlayın, yanınızda ailenizden ya da arkadaşlarınızdan birileri varsa bu, çok daha kolay olacaktır. Tek başınaysanız da, karşılaştığınız insanlarla iki çift laf etmeye çalışın.
* Offline olmanın tadını çıkarın. Düşünün, size her gelen mesaja cevap vermek zorunda değilsiniz. Tazelenin ve bilgisayar ve iş hayatına dair hiçbir şey düşünmeyin.
* Tatilde boş vaktiniz olduğu anlarda da kitap okuyabilir veya elinize kağıt kalem alıp önümüzdeki aylar için hayatınızla ilgili planlar yapabilirsiniz.
* Son olarak, tatiliniz ne kadar sıkıcı olursa olsun, internetsiz yaşama alışmak için çaba sarfedin. İyi tatiller!
31 Temmuz 2008 Perşembe
Nasıl Daha Sabırlı Bir İnsan Olurum?
Söz konusu sabırsızlık zaman zaman tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük şeklinde, zaman zaman da tez canlılık olarak ortaya çıkabilir. İşte öneriler:
* Öncelikle ne gibi durumlarda sabrınızın tükendiğini tespit edin. Örneğin, pek çok işi birarada yapmaya çalıştığınız zamanlarda kontrolü kaybediyorsanız, işlerinizi sıraya koymaya ve teker teker halletmeye çalışın.
* Aynı şekilde; sizi gergin, sinirli ve stresli duruma sokan insan davranışlarını ve insanları da bir düşünün ve bu kişi ve durumları bir kağıda yazın. Unutmayın, üstesinden gelmenin ilk yolu kabul etmektir. Daha sonra, bu insanlardan uzak durmaya çalışarak ilk adımı atabilirsiniz.
* Sabırsızlık ve tahammülsüzlük duygularının üzerinizde yarattığı hastalık durumundan kurtulmaya çalışın. Beyninizdeki şalter atmadan önce, yavaş yavaş sinirlenip dayanamama aşamasına geldiğinizde, derin derin nefes almaya başlayın. Bu, her zaman işe yarar. Derin nefes alın, nefesinizi birkaç saniye tuttuktan sonra 10'a kadar sayarak yavaş yavaş verirken nefesinize konsantre olun. Bunu alışkanlık haline getirirseniz kesinlikle işe yarayacaktır. Gevşemeyi mutlaka öğrenmelisiniz.
* Kendiniz ve yaşamınız üzerinde farklı modeller deneyin. Ne demek istiyorum? Yani, eğer özel hayatınızda örneğin size thammülsüzlük yaşatan bir durum varsa, problemin derinine inin. Belki söz konusu problemden tamamen kurtulursanız stres ve gerginlik de yaşamazsınız.
* Olayları akışına bırakmaya çalışın. Tabii bunu da söylemesi kolay ama uzun vadede işe yarayacak bir bakış açısıdır. Olayların gidişatını değiştiremeyeceğinize göre, birşeyleri kontrol altına almaya çalışmak yerine, kendinizi bırakın, bir nevi "ne olacaksa olsun" moduna girin ve zamana güvenin. Bu yöntemi uyguladıkça geliştireceksiniz.
* Kendinize sürekli olarak, sizi şu an strese sokan şeyin bir hafta ya da bir yıl sonra hiçbir önemi olmayacağını hatırlatın.
* Daha sabırlı olmanın bir yolu da, sadece durmak ve izlemektir. Etrafınızdaki olayları hiçbir yorum, eleştiri veya müdahalede bulunmadan sadece izleyin. Bu, sizin bir süre sonra daha rahat bir insan olmanızı sağlayacaktır.
* Herhangi bir şeyin olmasını beklerken daha sabırlı olmak istiyorsanız, kafanızı konu dışında başka birşeye takmaya çalışın. Asla sadece beklemeyin. Bulmaca çözün, telefonla birini arayın, bir dergiye göztın ya da başka bir konuya odaklanmaya çalışın.
* Ve son öneri, sabır katsayınızı geliştirmek için meditasyon ya da yogaya başlayın. Devamlı yaptığınız takdirde kesinlikle işe yarayacak.
* Öncelikle ne gibi durumlarda sabrınızın tükendiğini tespit edin. Örneğin, pek çok işi birarada yapmaya çalıştığınız zamanlarda kontrolü kaybediyorsanız, işlerinizi sıraya koymaya ve teker teker halletmeye çalışın.
* Aynı şekilde; sizi gergin, sinirli ve stresli duruma sokan insan davranışlarını ve insanları da bir düşünün ve bu kişi ve durumları bir kağıda yazın. Unutmayın, üstesinden gelmenin ilk yolu kabul etmektir. Daha sonra, bu insanlardan uzak durmaya çalışarak ilk adımı atabilirsiniz.
* Sabırsızlık ve tahammülsüzlük duygularının üzerinizde yarattığı hastalık durumundan kurtulmaya çalışın. Beyninizdeki şalter atmadan önce, yavaş yavaş sinirlenip dayanamama aşamasına geldiğinizde, derin derin nefes almaya başlayın. Bu, her zaman işe yarar. Derin nefes alın, nefesinizi birkaç saniye tuttuktan sonra 10'a kadar sayarak yavaş yavaş verirken nefesinize konsantre olun. Bunu alışkanlık haline getirirseniz kesinlikle işe yarayacaktır. Gevşemeyi mutlaka öğrenmelisiniz.
* Kendiniz ve yaşamınız üzerinde farklı modeller deneyin. Ne demek istiyorum? Yani, eğer özel hayatınızda örneğin size thammülsüzlük yaşatan bir durum varsa, problemin derinine inin. Belki söz konusu problemden tamamen kurtulursanız stres ve gerginlik de yaşamazsınız.
* Olayları akışına bırakmaya çalışın. Tabii bunu da söylemesi kolay ama uzun vadede işe yarayacak bir bakış açısıdır. Olayların gidişatını değiştiremeyeceğinize göre, birşeyleri kontrol altına almaya çalışmak yerine, kendinizi bırakın, bir nevi "ne olacaksa olsun" moduna girin ve zamana güvenin. Bu yöntemi uyguladıkça geliştireceksiniz.
* Kendinize sürekli olarak, sizi şu an strese sokan şeyin bir hafta ya da bir yıl sonra hiçbir önemi olmayacağını hatırlatın.
* Daha sabırlı olmanın bir yolu da, sadece durmak ve izlemektir. Etrafınızdaki olayları hiçbir yorum, eleştiri veya müdahalede bulunmadan sadece izleyin. Bu, sizin bir süre sonra daha rahat bir insan olmanızı sağlayacaktır.
* Herhangi bir şeyin olmasını beklerken daha sabırlı olmak istiyorsanız, kafanızı konu dışında başka birşeye takmaya çalışın. Asla sadece beklemeyin. Bulmaca çözün, telefonla birini arayın, bir dergiye göztın ya da başka bir konuya odaklanmaya çalışın.
* Ve son öneri, sabır katsayınızı geliştirmek için meditasyon ya da yogaya başlayın. Devamlı yaptığınız takdirde kesinlikle işe yarayacak.
30 Temmuz 2008 Çarşamba
Nasıl Tasarruf Yaparım?
Özellikle, tüketim çılgınlığının had safhada yaşandığı günümüzde, çoğumuz elimizde para tutmakta zorlanıyoruz. Ev ya da araba sahibi olmak isteyenler, tatile çıkmayı planlayanlar! İşte daha tutumlu olmanın ve tasarruf yapmanın yolları:
* Öncelikle, ihtiyacınız olmayan şeyleri almayın. Aslında bu, söylenmesi kolay ama yapılması zor birşeydir, en azından ilk etapta lüks tüketimden, pahalı kıyafetler ve ayakkabılardan kurtulabilirsiniz. "Zaten fazla ekstra harcamam yok" diyorsanız, süpermarketten gereksiz yere aldığınız çikolatalar, meyveli sodalar, şekerler, cipsler gibi sağlığınız için çok da faydalı olmayan gıdalardan vazgeçerek tasarrufunuza başlamanız mümkün.
* İkinci olarak, ihtiyacınız olan miktarı belirleyin; yani kendinize bir hedef koyun. Çünkü ev almak gibi uzun vadeli bir hedefiniz varsa farklı planlama, 3-4 günlük bir yurt dışı tatili için daha farklı, belki nispeten esnek bir planlama gerekebilir.
* Kendinize "son gün" sınırları koyun. "Şu tarihe kadar şu kadar para biriktireceğim", "İki hafta boyunca saçıma hiç fön çektirmeyeceğim", vb. Haftalık ya da aylık düşünmek de işe yarayacaktır.
* Maaşınızı alır almaz biriktireceğiniz miktarı kenara ayırın veya bankaya yatırın. O kısmı sona bırakırsanız, farkında olmadan harcayabilirsiniz.
* Yaptığınız harcamaları bir deftere düzenli olarak not edin. Daha sonra yazdıklarınıza baktığınızda nerelerden kısabileceğinizi çok daha net görebileceksiniz. Tabii bununla bağlantılı olarak, mutlaka bir bütçe oluşturun; gelen-giden, paranın hesabı belli olsun.
* Belli bir süre hiç kredi kartı kullanmamaya çalışın. Bildiğiniz gibi, kredi kartları hayatımızdaki en büyük tuzaklar. Ve belki kendinize ilk olarak kredi kartı borçlarını temizlemek ve sonra bir daha hiç kredi kartı kullanmamak gibi bir hedef de koyabilirsiniz. Aynı zamanda, kredi kartı dışında başka borçlarınız da varsa, bir an önce onlardan kurtulmaya bakın.
* Eski eşyalarınızı, kıyafetlerinizi gözden geçirin. Tamire ihtiyacı olanlarla ilgilenin, yeni şeyler almaktansa elinizdekileri değerlendirmeye çalışmak da iyi bir tasarruf yöntemidir. Tabii tasarruf yapacağım diye çok da cimrileşmeyin:)
* Öncelikle, ihtiyacınız olmayan şeyleri almayın. Aslında bu, söylenmesi kolay ama yapılması zor birşeydir, en azından ilk etapta lüks tüketimden, pahalı kıyafetler ve ayakkabılardan kurtulabilirsiniz. "Zaten fazla ekstra harcamam yok" diyorsanız, süpermarketten gereksiz yere aldığınız çikolatalar, meyveli sodalar, şekerler, cipsler gibi sağlığınız için çok da faydalı olmayan gıdalardan vazgeçerek tasarrufunuza başlamanız mümkün.
* İkinci olarak, ihtiyacınız olan miktarı belirleyin; yani kendinize bir hedef koyun. Çünkü ev almak gibi uzun vadeli bir hedefiniz varsa farklı planlama, 3-4 günlük bir yurt dışı tatili için daha farklı, belki nispeten esnek bir planlama gerekebilir.
* Kendinize "son gün" sınırları koyun. "Şu tarihe kadar şu kadar para biriktireceğim", "İki hafta boyunca saçıma hiç fön çektirmeyeceğim", vb. Haftalık ya da aylık düşünmek de işe yarayacaktır.
* Maaşınızı alır almaz biriktireceğiniz miktarı kenara ayırın veya bankaya yatırın. O kısmı sona bırakırsanız, farkında olmadan harcayabilirsiniz.
* Yaptığınız harcamaları bir deftere düzenli olarak not edin. Daha sonra yazdıklarınıza baktığınızda nerelerden kısabileceğinizi çok daha net görebileceksiniz. Tabii bununla bağlantılı olarak, mutlaka bir bütçe oluşturun; gelen-giden, paranın hesabı belli olsun.
* Belli bir süre hiç kredi kartı kullanmamaya çalışın. Bildiğiniz gibi, kredi kartları hayatımızdaki en büyük tuzaklar. Ve belki kendinize ilk olarak kredi kartı borçlarını temizlemek ve sonra bir daha hiç kredi kartı kullanmamak gibi bir hedef de koyabilirsiniz. Aynı zamanda, kredi kartı dışında başka borçlarınız da varsa, bir an önce onlardan kurtulmaya bakın.
* Eski eşyalarınızı, kıyafetlerinizi gözden geçirin. Tamire ihtiyacı olanlarla ilgilenin, yeni şeyler almaktansa elinizdekileri değerlendirmeye çalışmak da iyi bir tasarruf yöntemidir. Tabii tasarruf yapacağım diye çok da cimrileşmeyin:)
22 Temmuz 2008 Salı
Sinirli Günlerimde Çocuğuma Karşı Sakin Davranmayı Nasıl Başarırım?
Küçük ve yaramaz çocuklar bazen kendi çocuğunuz bile olsalar sizi çileden çıkarabilirler. İşte böyle durumlarda yapılması gerekenler:
* Öncelikle, tehlikeli günlerde stresli aktivitelerden uzak durmaya çalışın. Mesela; çok yorgunsunuz, gerginsiniz, iş yerinde zor günler geçiriyorsunuz ya da regl dönemindesiniz... Böyle bir zamanda çocuğunuzla birlikte -örneğin- alışverişe çıkmayın. Bunun yerine sizi sakinleştirecek birşeyler yaparak önce kendinizi iyileştirmeye bakın.
* Çocuğunuzu her zaman, en ufak yaramazlığında bile azarlamak yerine sadece önemli konularda tavır koyun. Böylece küçük afacan, inat edip normalde hiç yapmadığı şeyleri yaparak sizi sinir etmeye çalışmayacaktır.
* Sinirden gözünüzün döndüğü zamanlarda bir süre, birkaç dakika durun. Birşey kırıldıysa bırakın orda kalsın, derin nefes alıp biraz sakinleşin, ondan sonra tavrınızı belirleyin.
* Kullandığınız kelimelere dikkat edin. Öfkelenmek, kızmak herkesin hakkı, her zaman da sinirinizi doğru zamanda boşaltamazsınız ama sinirden deliye de dönseniz çocuğunuza karşı kırıcı ve rencide edici kelimeler kullanmayın. Mesela; "O kadar kötüsün ki beni hep sinirlendiriyorsun!" demek yerine "Beni dinlemediğin zaman o kadar çok sinirleniyorum ki, avaz avaz bağırmak istiyorum!" cümlesi daha az zarar vericidir.
* Sinirinizi içinize atmayın, dışa vurun ama çocuğunuzun yanında değil. Böyle anlarda içeri gidip yastıkları yumruklayabilirsiniz.
* İçinizdeki siniri müzikle de yok etmeniz mümkün. Hareketli bir şarkı seçin ve biraz dansedip sakinleşin.
* Bakış açınızı kaybetmeyin, çocuğunuza karşı duyduğunuz gerçek hislerinizi sakın unutmayın; onu alıp kapının önüne koymak istediğinizde bile onun şirin anlarını gözünüzün önüne getirin, hatta bebeklik fotoğrafını elinize alıp uzun uzun bakın.
* Bu da çok sık yapılan bir tavsiyedir; çocuğunuza karşı tutarlı olun. Herhangi bir şeye bir gün izin vermeyip, başka bir gün izin veriyorsanız çocuğunuzun kafası karışacak ve sizi dinlememeye başlayacaktır.
* Son olarak, çok sinirlendiğiniz durumlarda yakın bir arkadaşınızı ya da akrabanızı arayın ve ona içinizi dökün, hatta hıçkıra hıçkıra ağlayın.
Küçük bir çocukla başetmek zor, siz zaten takdir edilesi bir iş yapıyorsunuz, arada sırada onunla başedememeniz normal, yeter ki biraz daha sabırlı olmaya çalışın ve bu kuralları düzenli olarak uygulayın, kolay gelsin!
* Öncelikle, tehlikeli günlerde stresli aktivitelerden uzak durmaya çalışın. Mesela; çok yorgunsunuz, gerginsiniz, iş yerinde zor günler geçiriyorsunuz ya da regl dönemindesiniz... Böyle bir zamanda çocuğunuzla birlikte -örneğin- alışverişe çıkmayın. Bunun yerine sizi sakinleştirecek birşeyler yaparak önce kendinizi iyileştirmeye bakın.
* Çocuğunuzu her zaman, en ufak yaramazlığında bile azarlamak yerine sadece önemli konularda tavır koyun. Böylece küçük afacan, inat edip normalde hiç yapmadığı şeyleri yaparak sizi sinir etmeye çalışmayacaktır.
* Sinirden gözünüzün döndüğü zamanlarda bir süre, birkaç dakika durun. Birşey kırıldıysa bırakın orda kalsın, derin nefes alıp biraz sakinleşin, ondan sonra tavrınızı belirleyin.
* Kullandığınız kelimelere dikkat edin. Öfkelenmek, kızmak herkesin hakkı, her zaman da sinirinizi doğru zamanda boşaltamazsınız ama sinirden deliye de dönseniz çocuğunuza karşı kırıcı ve rencide edici kelimeler kullanmayın. Mesela; "O kadar kötüsün ki beni hep sinirlendiriyorsun!" demek yerine "Beni dinlemediğin zaman o kadar çok sinirleniyorum ki, avaz avaz bağırmak istiyorum!" cümlesi daha az zarar vericidir.
* Sinirinizi içinize atmayın, dışa vurun ama çocuğunuzun yanında değil. Böyle anlarda içeri gidip yastıkları yumruklayabilirsiniz.
* İçinizdeki siniri müzikle de yok etmeniz mümkün. Hareketli bir şarkı seçin ve biraz dansedip sakinleşin.
* Bakış açınızı kaybetmeyin, çocuğunuza karşı duyduğunuz gerçek hislerinizi sakın unutmayın; onu alıp kapının önüne koymak istediğinizde bile onun şirin anlarını gözünüzün önüne getirin, hatta bebeklik fotoğrafını elinize alıp uzun uzun bakın.
* Bu da çok sık yapılan bir tavsiyedir; çocuğunuza karşı tutarlı olun. Herhangi bir şeye bir gün izin vermeyip, başka bir gün izin veriyorsanız çocuğunuzun kafası karışacak ve sizi dinlememeye başlayacaktır.
* Son olarak, çok sinirlendiğiniz durumlarda yakın bir arkadaşınızı ya da akrabanızı arayın ve ona içinizi dökün, hatta hıçkıra hıçkıra ağlayın.
Küçük bir çocukla başetmek zor, siz zaten takdir edilesi bir iş yapıyorsunuz, arada sırada onunla başedememeniz normal, yeter ki biraz daha sabırlı olmaya çalışın ve bu kuralları düzenli olarak uygulayın, kolay gelsin!
15 Temmuz 2008 Salı
Balkonuma ya da Bahçeme Dadanan Güvercinlerden Nasıl Kurtulurum?
Güvercinler sürekli olarak balkonunuza gelip bir de her yere pisliyorlarsa ve bu durum artık başedilemez bir hal aldıysa işte yapabilecekleriniz:
* Öncelikle, eğer kuşlar balkonunuza daha çok alışmadıysa, işe balkonun demirlerine siyah torba asarak başlayabilirsiniz. Bu, sizi bir süre kuşların gazabından koruyacaktır. Bir süre sonra, buna da alışırlarsa diğer aşamaya geçebilirsiniz.
* Bu aşamada size verebileceğim en iyi ve aynı zamanda şık öneri; birkaç CD'yi uzun bir ipe aralıklarla bağlayarak balkona asmanız olacak. Güneş ışığını yansıtan CD'ler hareket ettikçe kuşlar kaçacaktır.
* Diğer bir yol da, rüzgar gülleri... Hem siyah torbalardan daha güzel görünecek, hem de güvercinleri balkonunuzdan uzun süre uzak tutacak. Eğer görüntü benim için önemli değil diyorsanız, şu bildiğimiz balıkçı ağlarını da balkonunuza gerebilirsiniz.
* Bu arada bir de, aktarlarda satılan kafirun kokusu var, -ki adı gibi kötü bir koku- tablet olarak satılan bu kokuyu balkona koyarsanız, hiçbir kuş ya da böcek dayanamayacaktır.
* Son olarak; kuşların saksılarınızın topraklarını eşelememesi ya da oralara yuva yapmaması için, saksıların dibine iri taşlar koymayı deneyebilirsiniz. Tabii kuşların içine yuva yapma ihtimalleri olan her türlü nesneyi de balkondan bir an önce çıkarın.
* Öncelikle, eğer kuşlar balkonunuza daha çok alışmadıysa, işe balkonun demirlerine siyah torba asarak başlayabilirsiniz. Bu, sizi bir süre kuşların gazabından koruyacaktır. Bir süre sonra, buna da alışırlarsa diğer aşamaya geçebilirsiniz.
* Bu aşamada size verebileceğim en iyi ve aynı zamanda şık öneri; birkaç CD'yi uzun bir ipe aralıklarla bağlayarak balkona asmanız olacak. Güneş ışığını yansıtan CD'ler hareket ettikçe kuşlar kaçacaktır.
* Diğer bir yol da, rüzgar gülleri... Hem siyah torbalardan daha güzel görünecek, hem de güvercinleri balkonunuzdan uzun süre uzak tutacak. Eğer görüntü benim için önemli değil diyorsanız, şu bildiğimiz balıkçı ağlarını da balkonunuza gerebilirsiniz.
* Bu arada bir de, aktarlarda satılan kafirun kokusu var, -ki adı gibi kötü bir koku- tablet olarak satılan bu kokuyu balkona koyarsanız, hiçbir kuş ya da böcek dayanamayacaktır.
* Son olarak; kuşların saksılarınızın topraklarını eşelememesi ya da oralara yuva yapmaması için, saksıların dibine iri taşlar koymayı deneyebilirsiniz. Tabii kuşların içine yuva yapma ihtimalleri olan her türlü nesneyi de balkondan bir an önce çıkarın.
14 Temmuz 2008 Pazartesi
Selülitlerimden Nasıl Kurtulurum?
Size iki tane reçetem olacak. Özellikle sporla birlikte kesinlikle işe yarıyor. Tabii kahveyi azaltmayı ve bol su içmeyi de ihmal etmeyin!
* Banyonuzdaki keseyle veya banyo fırçanızla selülitli bölgelerinizi kızartıncaya kadar ovun. Daha sonra bir yemek kaşığı susam yağı, bir yemek kaşığı portakal yağı, bir tatlı kaşığı biberiye yağı, bir yemek kaşığı papatya yağı, bir yemek kaşığı kekik yağı, bir yemek kaşığı avokado yağı ve bir yemek kaşığı zambak yağını karıştırıp gerektiği miktarda cildinize sürerek masaj yapın. Son olarak selülitli bölgeyi mutfakta kullandığınız streç film ile bir saatliğine sarın. Haftada iki kez bu uygulamayı yapın.
* Bir paket bebe aspirinini ezerek toz haline getirin. Daha sonra aspirinleri bir şişe maden suyu, 3 adet limon suyu 2 yemek kaşığı nane suyu ve ufak bir şişe bebe yağı ile karıştırıp selülitli bölgenizi yukarıdaki gibi keseledikten sonra karışımı cildinize masaj yaparak sürün.
* Banyonuzdaki keseyle veya banyo fırçanızla selülitli bölgelerinizi kızartıncaya kadar ovun. Daha sonra bir yemek kaşığı susam yağı, bir yemek kaşığı portakal yağı, bir tatlı kaşığı biberiye yağı, bir yemek kaşığı papatya yağı, bir yemek kaşığı kekik yağı, bir yemek kaşığı avokado yağı ve bir yemek kaşığı zambak yağını karıştırıp gerektiği miktarda cildinize sürerek masaj yapın. Son olarak selülitli bölgeyi mutfakta kullandığınız streç film ile bir saatliğine sarın. Haftada iki kez bu uygulamayı yapın.
* Bir paket bebe aspirinini ezerek toz haline getirin. Daha sonra aspirinleri bir şişe maden suyu, 3 adet limon suyu 2 yemek kaşığı nane suyu ve ufak bir şişe bebe yağı ile karıştırıp selülitli bölgenizi yukarıdaki gibi keseledikten sonra karışımı cildinize masaj yaparak sürün.
12 Temmuz 2008 Cumartesi
Evde Ailemle Nasıl İyi Vakit Geçiririm?
Diyelim ki haftasonundayız, hava aşırı sıcak, pikniğe kenelerden dolayı gitmek istemiyorsunuz... Evde kapalı ortamda da bir piknik havası yaratmak istemez misiniz? Çok zevkli olacak!
* Öncelikle, klima ya da vantilatörü açın, ortam serinlesin. Sonra, büyük bir örtü veya kilim alın, salonun ortasına serin. Üzerine mutfakta hazırlayacağınız küçük sandviçleri ve cipsleri koyun. Kocaman bir salata ve meyve tabağı hazırlamayı da unutmayın.
* Sonra içeceklerinizi getirin, bolca buz ve meyve suyu olsun.
* Bu keyifli ev pikniği sırasında bir de komedi filmi izleseniz hiç fena olmaz tabii. DVDciden 1-2 film kiralayın. Bunlar, "School of Rock", "Parenthood", "Back to the Future", "Karate Kid" gibi ailecek seyredilebilecek filmler olabilir. Tabii kalabalık bir aile ortamında güzel bir korku filmi izlemek de hiç fena fikir değil.
* Piknik sırasında oynanabilecek oyunlar da var. Tabu, sessiz sinema, kulaktan kulağa ya da tombala oynayarak da hoşça vakit geçirebilirsiniz. Bu arada eski anılardan bahsetmek, geçmiş günler hakkında sohbet etmek ya da fotoğraflara bakmak da ailecek eğlenmenizi sağlayacaktır.
* Atmosferi daha sıcak hale getirmek için perdeleri biraz kapatıp mumlar yakabilir, belki nadiren yakaladığınız bu sıcak dakikaları kameraya çekebilirsiniz.
* Öncelikle, klima ya da vantilatörü açın, ortam serinlesin. Sonra, büyük bir örtü veya kilim alın, salonun ortasına serin. Üzerine mutfakta hazırlayacağınız küçük sandviçleri ve cipsleri koyun. Kocaman bir salata ve meyve tabağı hazırlamayı da unutmayın.
* Sonra içeceklerinizi getirin, bolca buz ve meyve suyu olsun.
* Bu keyifli ev pikniği sırasında bir de komedi filmi izleseniz hiç fena olmaz tabii. DVDciden 1-2 film kiralayın. Bunlar, "School of Rock", "Parenthood", "Back to the Future", "Karate Kid" gibi ailecek seyredilebilecek filmler olabilir. Tabii kalabalık bir aile ortamında güzel bir korku filmi izlemek de hiç fena fikir değil.
* Piknik sırasında oynanabilecek oyunlar da var. Tabu, sessiz sinema, kulaktan kulağa ya da tombala oynayarak da hoşça vakit geçirebilirsiniz. Bu arada eski anılardan bahsetmek, geçmiş günler hakkında sohbet etmek ya da fotoğraflara bakmak da ailecek eğlenmenizi sağlayacaktır.
* Atmosferi daha sıcak hale getirmek için perdeleri biraz kapatıp mumlar yakabilir, belki nadiren yakaladığınız bu sıcak dakikaları kameraya çekebilirsiniz.
8 Temmuz 2008 Salı
Gördüğüm Rüyaları Nasıl Hatırlarım?
Tabii ki gördüğünüz tüm rüyaları hatırlamanız olanaksız ama en azından ilk uyandığınız anda hatırlayıp sonra unuttuğunuz rüyaları aklınızda tutabilirsiniz. İşte bazı yöntemler:
* Rüyalarınızı hatırlama konusunda bilinçli bir karar alın ve yatağa bu düşünceyle yatın. Eğer gerçekten hatırlamaya niyetli olursanız rüyanızı çok daha kolay aklınızda tutarsınız.
* Başucunuzda ufak bir not defteri ve kalem bulundurun. Böylece gecenin bir yarısı, ilginç bir rüya sonrasında birden uyandığınızda hatırlamak istediğiniz noktaları not edebilirsiniz. Tabii küçük bir kayıt cihazı da aynı işlevi görecektir.
* Yatmadan önce saatinizin alarmını kurun ve alarm çalar çalmaz, ilk uyandığınız anda son gördüğünüz rüyayı düşünün. Bunu bir alışkanlık haline getirirseniz, zihninizi fazla dağıtmadan rüyanıza odaklanabilirsiniz. Kolaylık olsun diye, saatin üstüne "Dün gece hangi rüyayı gördün?" yazılı bir post-it yapıştırmak da bir fikir.
* Uykunuzu iyi almaya bakın. Derin ve uzun bir uyku çekerseniz, rüyalarınızı hatırlama şansınız artar.
* Uyandığınız ilk anda hiçbir şey düşünmeden sadece tavana bakın ve kendinizi rüyanızı hatırlamaya odaklayın.
* Eğer sadece rüyanıza ait belli belirsiz imgeler hatırlıyorsanız bunları bir kağıda yazın, devamını da belki bu şekilde getirebilirsiniz.
* Bu arada, yatmadan önce kafanızdaki belli bir konuya ya da soruna odaklanırsanız, bu, göreceğiniz rüyayı etkileyebilir ve zaten bu konuya konsantre olduğunuz için sabah rüyanızı da çok daha net hatırlarsınız. Belki rüyanızda sorununuza bir çözüm bile bulabilirsiniz, neden olmasın?
* Rüyalarınızı hatırlama konusunda bilinçli bir karar alın ve yatağa bu düşünceyle yatın. Eğer gerçekten hatırlamaya niyetli olursanız rüyanızı çok daha kolay aklınızda tutarsınız.
* Başucunuzda ufak bir not defteri ve kalem bulundurun. Böylece gecenin bir yarısı, ilginç bir rüya sonrasında birden uyandığınızda hatırlamak istediğiniz noktaları not edebilirsiniz. Tabii küçük bir kayıt cihazı da aynı işlevi görecektir.
* Yatmadan önce saatinizin alarmını kurun ve alarm çalar çalmaz, ilk uyandığınız anda son gördüğünüz rüyayı düşünün. Bunu bir alışkanlık haline getirirseniz, zihninizi fazla dağıtmadan rüyanıza odaklanabilirsiniz. Kolaylık olsun diye, saatin üstüne "Dün gece hangi rüyayı gördün?" yazılı bir post-it yapıştırmak da bir fikir.
* Uykunuzu iyi almaya bakın. Derin ve uzun bir uyku çekerseniz, rüyalarınızı hatırlama şansınız artar.
* Uyandığınız ilk anda hiçbir şey düşünmeden sadece tavana bakın ve kendinizi rüyanızı hatırlamaya odaklayın.
* Eğer sadece rüyanıza ait belli belirsiz imgeler hatırlıyorsanız bunları bir kağıda yazın, devamını da belki bu şekilde getirebilirsiniz.
* Bu arada, yatmadan önce kafanızdaki belli bir konuya ya da soruna odaklanırsanız, bu, göreceğiniz rüyayı etkileyebilir ve zaten bu konuya konsantre olduğunuz için sabah rüyanızı da çok daha net hatırlarsınız. Belki rüyanızda sorununuza bir çözüm bile bulabilirsiniz, neden olmasın?
30 Haziran 2008 Pazartesi
Herhangi bir konuda çabuk ve doğru karar vermeyi nasıl başarırım?
6 adımda kararımızı vermeye başlıyoruz;
* Öncelikle durumu masaya yatırın. Nasıl bir karar vermeniz gerek? Problemin içinde kimler ve ne gibi olasılıklar var? Herşeyi listeleyin.
* İkinci olarak, elinizdeki seçenekleri değerlendirin. Unutmayın, aslında bir seçim yapmamak da bir seçimdir. Yeter ki, kaç tane alternatifiniz olduğunu bilin.
* Hesaplarınızı iyi yapın. Verdiğiniz karardan aileniz, yakınlarınız nasıl etkilenecek? Birkaç ay sonra kararınızla ilgili ne hissedeceğinizi düşünün.
* Yapacağınız seçim ya da vereceğiniz karar değer yargılarınıza, karakterinize, hayattan beklentinize ne kadar uyuyor? (Çok fazla soru soruyorum ama bu soruların cevabını vermeden sağlıklı bir sonuca varamazsınız.)
* Evet, sorulara cevap bulabildiyseniz, şimdi diğer bir aşamadayız; etrafınızdakilerin fikrini alın ama kafanızı karıştırmalarına izin vermeyin.
* Yanlış karar vermekten veya hata yapmaktan da fazla korkmayın. Sonuçta uzun vadede her deneyim size birşeyler öğretir.
* Çok fazla düşünerek kafanızı yormayın, bir karar verin ve daha sonra kararınızın pozitif taraflarına odaklanın.
* Kararınızı vermeyi başardıktan sonra sonuç her ne olursa olsun, üzerinizden kalkan yükün tadını çıkarın!
* Öncelikle durumu masaya yatırın. Nasıl bir karar vermeniz gerek? Problemin içinde kimler ve ne gibi olasılıklar var? Herşeyi listeleyin.
* İkinci olarak, elinizdeki seçenekleri değerlendirin. Unutmayın, aslında bir seçim yapmamak da bir seçimdir. Yeter ki, kaç tane alternatifiniz olduğunu bilin.
* Hesaplarınızı iyi yapın. Verdiğiniz karardan aileniz, yakınlarınız nasıl etkilenecek? Birkaç ay sonra kararınızla ilgili ne hissedeceğinizi düşünün.
* Yapacağınız seçim ya da vereceğiniz karar değer yargılarınıza, karakterinize, hayattan beklentinize ne kadar uyuyor? (Çok fazla soru soruyorum ama bu soruların cevabını vermeden sağlıklı bir sonuca varamazsınız.)
* Evet, sorulara cevap bulabildiyseniz, şimdi diğer bir aşamadayız; etrafınızdakilerin fikrini alın ama kafanızı karıştırmalarına izin vermeyin.
* Yanlış karar vermekten veya hata yapmaktan da fazla korkmayın. Sonuçta uzun vadede her deneyim size birşeyler öğretir.
* Çok fazla düşünerek kafanızı yormayın, bir karar verin ve daha sonra kararınızın pozitif taraflarına odaklanın.
* Kararınızı vermeyi başardıktan sonra sonuç her ne olursa olsun, üzerinizden kalkan yükün tadını çıkarın!
27 Haziran 2008 Cuma
Nasıl Fotojenik Olurum?
Bazılarımız fotoğraflarda olduğumuzdan çok daha değişik çıkarız, hatta kendimizi tanıyamayız. İşte daha fotojenik olmanın ve fotoğraflar için daha iyi poz vermenin yolları:
* İlk olarak, o gün özel bir günse ve mutlaka fotoğraf çekilecekse, ya da vesikalık fotoğraf çektirecekseniz kendinize yakışan, renk olarak yüzünüze uyan bir kıyafet seçin. Size yakışan renkleri biliyorsanız, işiniz kolay. Bilmiyorsanız bir an önce bunu keşfetmeye çalışın.
* Kusurlarınızı kapatın. Yüzünüzün bir tarafında sivilceler varsa, öbür tarafa dönerek poz verin, dişlerinizin çirkin olduğunu düşünüyorsanız, hafifçe gülümseyin gibi.
* Artık hepimizin elinin altında bir dijital makine ya da cep telefonumuzda fotoğraf çekme özelliği olduğuna göre, bol bol pratik yapabilirsiniz. Boş bir zamanınızda bir arkadaşınızdan rica edin, sizin değişik pozlarınızı çeksin. Böylece, en iyi hangi açılardan resim verdiğinizi bulabilirsiniz.
* Başınızı biraz yana doğru eğin, kameraya biraz yukarıdan bakın. Bu, kırmızı gözlerle çıkmanızı da engelleyecektir.
* Kamera karşısında rahat olun. Eğer, "fotoğraflarda çok çirkin çıkıyorum!" gibi bir önyargınız varsa, muhtemelen karelerde gergin ve endişeli görünmeye devam edeceksiniz. Rahat olun, gülümseyin ve bu gülümsemeyi gözlerinizle içten bir şekilde yansıtmaya çalışın.
* Duruşunuzu gözden geçirin. Ayakta fotoğraf çektirecekseniz, dik ve kendinden emin bir görünüm sergilemeye özen gösterin.
* Bazen kötü fotoğraflar tamamıyla fotoğrafı çeken kişinin hatasıdır. Özellikle vesikalıklarda hep aynı sorunları yaşıyorsanız, fotoğrafçınızı değiştirin.
* Fotoğraflarda yüzünüzün parlamaması, özellikle sıcak havalarda terlememesi için pudra kullanın.
* Önemli bir günde çekilen fotoğrafınızdan yeterli derecede memnun kalmadıysanız dijital fotoğrafın avantajı olan hilelere başvurabilir, çeşitli rötuşlar yaparak ya da yaptırarak veya fotoğrafın ışık ayarıyla oynayarak elinizdeki malzemeyi daha iyi hale getirebilirsiniz.
* Eğer toplu bir fotoğraf çekimi olacaksa, oturduğunuz sandalyede dik ve düz bir biçimde durmaya çalışın.
* Yüzünüzü daha iyi tanımak için aynada zaman zaman gülümseme çalışmaları yapın.
* Ve son olarak; kameraya sevgiyle yaklaşın, sanki karşınızda sevdiğiniz bir kişi varmış gibi düşünün ve sıcak bir biçimde gülümseyin.
* İlk olarak, o gün özel bir günse ve mutlaka fotoğraf çekilecekse, ya da vesikalık fotoğraf çektirecekseniz kendinize yakışan, renk olarak yüzünüze uyan bir kıyafet seçin. Size yakışan renkleri biliyorsanız, işiniz kolay. Bilmiyorsanız bir an önce bunu keşfetmeye çalışın.
* Kusurlarınızı kapatın. Yüzünüzün bir tarafında sivilceler varsa, öbür tarafa dönerek poz verin, dişlerinizin çirkin olduğunu düşünüyorsanız, hafifçe gülümseyin gibi.
* Artık hepimizin elinin altında bir dijital makine ya da cep telefonumuzda fotoğraf çekme özelliği olduğuna göre, bol bol pratik yapabilirsiniz. Boş bir zamanınızda bir arkadaşınızdan rica edin, sizin değişik pozlarınızı çeksin. Böylece, en iyi hangi açılardan resim verdiğinizi bulabilirsiniz.
* Başınızı biraz yana doğru eğin, kameraya biraz yukarıdan bakın. Bu, kırmızı gözlerle çıkmanızı da engelleyecektir.
* Kamera karşısında rahat olun. Eğer, "fotoğraflarda çok çirkin çıkıyorum!" gibi bir önyargınız varsa, muhtemelen karelerde gergin ve endişeli görünmeye devam edeceksiniz. Rahat olun, gülümseyin ve bu gülümsemeyi gözlerinizle içten bir şekilde yansıtmaya çalışın.
* Duruşunuzu gözden geçirin. Ayakta fotoğraf çektirecekseniz, dik ve kendinden emin bir görünüm sergilemeye özen gösterin.
* Bazen kötü fotoğraflar tamamıyla fotoğrafı çeken kişinin hatasıdır. Özellikle vesikalıklarda hep aynı sorunları yaşıyorsanız, fotoğrafçınızı değiştirin.
* Fotoğraflarda yüzünüzün parlamaması, özellikle sıcak havalarda terlememesi için pudra kullanın.
* Önemli bir günde çekilen fotoğrafınızdan yeterli derecede memnun kalmadıysanız dijital fotoğrafın avantajı olan hilelere başvurabilir, çeşitli rötuşlar yaparak ya da yaptırarak veya fotoğrafın ışık ayarıyla oynayarak elinizdeki malzemeyi daha iyi hale getirebilirsiniz.
* Eğer toplu bir fotoğraf çekimi olacaksa, oturduğunuz sandalyede dik ve düz bir biçimde durmaya çalışın.
* Yüzünüzü daha iyi tanımak için aynada zaman zaman gülümseme çalışmaları yapın.
* Ve son olarak; kameraya sevgiyle yaklaşın, sanki karşınızda sevdiğiniz bir kişi varmış gibi düşünün ve sıcak bir biçimde gülümseyin.
25 Haziran 2008 Çarşamba
Düzenli ve organize biri olmayı nasıl başarırım?
Düzen aslında bence insanın içinden gelen bir durum ama biraz özen göstererek düzenli ve kolay organize olabilen bir insan olmayı başarabilirsiniz, hem de 7 adımda...
* Herşey için bir yeriniz olsun. Bu yer bir kutu, bir çekmece ya da raf olabilir.
* Aldığınız şeyi yerine koyun! Bu lafı annenizden duymamış olamazsınız: "Aldığın yere koysaydın, kaybetmezdin!"
* Herşeyi yazın. Birşeyleri hatırlamaya çalışmak yerine küçük notlar alırsanız, zaman kaybetmezsiniz.
* Kağıtların masada büyük bir yığın oluşturmasına izin vermeyin. Gereksiz kağıtları atın, önemli olanları dosyalayın.
* Yapılması gereken işleri ertelemeyin. Bir işi yapılması gereken zamanda yaparsanız, ondan zamanında kurtulmuş olursunuz ve sonra başınız ağrımaz.
* Kendinize bir hedef belirleyin, bir "son gün" koyun çünkü sınırları belirlemek, işi doğru zamanda bitirmek için gereklidir.
* Eğer herhangi bir şey işinize yaramıyor veya size iyi vakit geçirtmiyor, hatta zaman kaybetmenize neden oluyorsa, o şeyi -her ne ise- hayatınızdan çıkarın.
* Herşey için bir yeriniz olsun. Bu yer bir kutu, bir çekmece ya da raf olabilir.
* Aldığınız şeyi yerine koyun! Bu lafı annenizden duymamış olamazsınız: "Aldığın yere koysaydın, kaybetmezdin!"
* Herşeyi yazın. Birşeyleri hatırlamaya çalışmak yerine küçük notlar alırsanız, zaman kaybetmezsiniz.
* Kağıtların masada büyük bir yığın oluşturmasına izin vermeyin. Gereksiz kağıtları atın, önemli olanları dosyalayın.
* Yapılması gereken işleri ertelemeyin. Bir işi yapılması gereken zamanda yaparsanız, ondan zamanında kurtulmuş olursunuz ve sonra başınız ağrımaz.
* Kendinize bir hedef belirleyin, bir "son gün" koyun çünkü sınırları belirlemek, işi doğru zamanda bitirmek için gereklidir.
* Eğer herhangi bir şey işinize yaramıyor veya size iyi vakit geçirtmiyor, hatta zaman kaybetmenize neden oluyorsa, o şeyi -her ne ise- hayatınızdan çıkarın.
23 Haziran 2008 Pazartesi
İşe gitmemek için nasıl inandırıcı bir bahane uydurabilirim?
Arada herkesin başına gelebilir, özel bir durumunuzdan dolayı ya da sadece çok yorgun veya sıkkın olduğunuz için işe gitmek istemiyor olabilirsiniz. İşte, telefonda patronunuza hastalık bahanenizi inandırıcı bir biçimde sunmanın yolları:
* Bu "hastalık" planını önceden tasarladıysanız, 1 gün öncesinden semptomlardan şikayet etmeye başlayın; "Başım ağrıyor", "Galiba hasta oluyorum", "Midem bulanıyor", vs. Kadınların özel günlerle ilgili başka bahaneleri de olabilir!
* Patronunuzu aramakta fazla gecikmeyin. Mesai başlamadan hemen önce onu arayıp hasta olduğunuzu ve gelemeyeceğinizi bildirin. Aslında erken aramanın şöyle bir avantajı da olabilir; yeni uyandığınız zaman sesiniz daha kalın çıkacak, bu da hasta olduğunuz bahanesini daha inanılır kılacaktır.
* Telefon konuşmanızı kısa tutun; örneğin, "Dün gece saat 1 sularında midem bulanmaya başladı, sonra sabaha kadar uyuyamadım, ardından..." şeklinde detaylandırmayın. Çünkü ayrıntılar sizi ele verebilir.
* Patronunuz biraz şüpheci biriyse, soracağı sorulara karşı mutlaka hazırlıklı olun; "Rahatsızlığın tam olarak nedir? Gıda zehirlenmesi mi? Doktoru aradın mı? Hangi ilacı aldın?" tarzı sorulara uygun cevapları önceden düşünün. Eğer telefonda iyi konuşabilen biri değilseniz, patronunuza SMS ya da e-posta yoluyla ulaşmayı da deneyebilirsiniz. Tabii bu durumda da, fazla rahat görünme riskiniz var.
* Evde eşiniz veya bir yakınınız varsa, patronunuzla telefon konuşmasını onun yapmasını isteyebilirsiniz. Böylece, "hakikaten işe gelemeyecek kadar hasta" imajını daha rahat verebilirsiniz.
* Gerçekten hasta olduğunuz bir gün işe gidin, tabii çok kötü durumda değilseniz. Böylece hastalığı bir bahane olarak kullandığınızda inandırıcı olacaksınız.
* Hasta taklidini Pazartesileri ya da Cumaları yapmamaya çalışın. Çünkü en çok çalışılan günler genelde bunlardır. Aynı şekilde, iş yoğunluğunun fazla olduğu ve size fazlasıyla ihtiyaç duyulduğu dönemlerde izin almayın.
* Yakınlarınızın hasta olduğu ya da öldüğü gibi yalanlar sakın uydurmayın.
* İzin aldığınız gün asla iş yerinizin yakınlarında dolaşıp alışverişe filan çıkmayın.
* Ve, gerçekten mecbur kalmadıkça, fiziksel ya da ruhsal olarak işten uzak kalmaya ihtiyaç duymadıkça, hasta numarası yapmayın!
* Bu "hastalık" planını önceden tasarladıysanız, 1 gün öncesinden semptomlardan şikayet etmeye başlayın; "Başım ağrıyor", "Galiba hasta oluyorum", "Midem bulanıyor", vs. Kadınların özel günlerle ilgili başka bahaneleri de olabilir!
* Patronunuzu aramakta fazla gecikmeyin. Mesai başlamadan hemen önce onu arayıp hasta olduğunuzu ve gelemeyeceğinizi bildirin. Aslında erken aramanın şöyle bir avantajı da olabilir; yeni uyandığınız zaman sesiniz daha kalın çıkacak, bu da hasta olduğunuz bahanesini daha inanılır kılacaktır.
* Telefon konuşmanızı kısa tutun; örneğin, "Dün gece saat 1 sularında midem bulanmaya başladı, sonra sabaha kadar uyuyamadım, ardından..." şeklinde detaylandırmayın. Çünkü ayrıntılar sizi ele verebilir.
* Patronunuz biraz şüpheci biriyse, soracağı sorulara karşı mutlaka hazırlıklı olun; "Rahatsızlığın tam olarak nedir? Gıda zehirlenmesi mi? Doktoru aradın mı? Hangi ilacı aldın?" tarzı sorulara uygun cevapları önceden düşünün. Eğer telefonda iyi konuşabilen biri değilseniz, patronunuza SMS ya da e-posta yoluyla ulaşmayı da deneyebilirsiniz. Tabii bu durumda da, fazla rahat görünme riskiniz var.
* Evde eşiniz veya bir yakınınız varsa, patronunuzla telefon konuşmasını onun yapmasını isteyebilirsiniz. Böylece, "hakikaten işe gelemeyecek kadar hasta" imajını daha rahat verebilirsiniz.
* Gerçekten hasta olduğunuz bir gün işe gidin, tabii çok kötü durumda değilseniz. Böylece hastalığı bir bahane olarak kullandığınızda inandırıcı olacaksınız.
* Hasta taklidini Pazartesileri ya da Cumaları yapmamaya çalışın. Çünkü en çok çalışılan günler genelde bunlardır. Aynı şekilde, iş yoğunluğunun fazla olduğu ve size fazlasıyla ihtiyaç duyulduğu dönemlerde izin almayın.
* Yakınlarınızın hasta olduğu ya da öldüğü gibi yalanlar sakın uydurmayın.
* İzin aldığınız gün asla iş yerinizin yakınlarında dolaşıp alışverişe filan çıkmayın.
* Ve, gerçekten mecbur kalmadıkça, fiziksel ya da ruhsal olarak işten uzak kalmaya ihtiyaç duymadıkça, hasta numarası yapmayın!
18 Haziran 2008 Çarşamba
Herşeyi olan birine nasıl hediye seçerim?
Hediye almak başlı başına zor bir iştir. Hele bir de hediye almayı düşündüğünüz kişi kolay beğenemeyen ve de görünüşte herşeyi olan biriyse işiniz daha da zorlaşıyor.
* Öncelikle, alışveriş merkezlerinin ve klasik hediyelerin dışında birşeyler düşünmeye çalışın. Alternatif hediyeniz örneğin bir konser bileti, bir parti girişi, ilk anda akla gelmeyen değişik için bir davetiye olabilir.
* Hepimizin sık sık yaptığı bir hata: Hediye alışverişinizi sakın son güne bırakmayın! Örneğin, Aralık ayında mükemmel bir Anneler Günü hediyesi bulduğunuzda, onu almayı sakın ertelemeyin, sonra pişman olabilirsiniz.
* Ve, bir başka alternatif: Hediyeniz iş gücünüz olabilir. Evet, bir düşünün bakalım, hediye almak istediğiniz kişinin yardıma ihtiyacı var mı? Örneğin onun çalışma odasını yeniden dekore etmek, zorlandığı tamir işini yapmak, taşınmasına yardım etmek belki tahmininizden daha değerli bir doğumgünü veya yılbaşı hediyesi olacaktır.
* Bunun dışında, tüm yıl boyunca her ay sizi hatırlatan bir armağan da seçenekler arasında olabilir; bir dergi aboneliğinden sözediyorum. Arkadaşınızın en sevdiği dergiyi öğrenin ve ona bir abonelik hediye edin. Bu tür devamlılık arzeden hediyelere örneğin kablolu televizyon-dijital kanal aboneliği, araba sigortası gibi şeyleri de ekleyebiliriz. Hatta dil kursunun 1 aylık kuru bile olabilir.
* Hediyenizi arkadaşınıza birikmiş millerinizden bir uçak bileti alarak da verebilirsiniz. Yaratıcılıkta sınır yok! Açık bir uçak ya da otobüs bileti, özellikle de arkadaşınızın yakın şehirlerde ziyaret edeceği birileri varsa süper bir hediye olacaktır.
* İlginç ve farklı hediyeler için internetteki açık artırma sitelerini ziyaret edebilirsiniz. İkinci el de olsa, arkadaşınızın en sevdiği çizgi film kahramanının 80'lerden kalma oyuncağının onu mutlu etmeyeceğini kim söyleyebilir ki?
* Ve... El emeği göz nuru! Sadece ona özel bir atkı biraz zahmetli ama kesinlikle kıymetli bir hediye, ne dersiniz?
* Öncelikle, alışveriş merkezlerinin ve klasik hediyelerin dışında birşeyler düşünmeye çalışın. Alternatif hediyeniz örneğin bir konser bileti, bir parti girişi, ilk anda akla gelmeyen değişik için bir davetiye olabilir.
* Hepimizin sık sık yaptığı bir hata: Hediye alışverişinizi sakın son güne bırakmayın! Örneğin, Aralık ayında mükemmel bir Anneler Günü hediyesi bulduğunuzda, onu almayı sakın ertelemeyin, sonra pişman olabilirsiniz.
* Ve, bir başka alternatif: Hediyeniz iş gücünüz olabilir. Evet, bir düşünün bakalım, hediye almak istediğiniz kişinin yardıma ihtiyacı var mı? Örneğin onun çalışma odasını yeniden dekore etmek, zorlandığı tamir işini yapmak, taşınmasına yardım etmek belki tahmininizden daha değerli bir doğumgünü veya yılbaşı hediyesi olacaktır.
* Bunun dışında, tüm yıl boyunca her ay sizi hatırlatan bir armağan da seçenekler arasında olabilir; bir dergi aboneliğinden sözediyorum. Arkadaşınızın en sevdiği dergiyi öğrenin ve ona bir abonelik hediye edin. Bu tür devamlılık arzeden hediyelere örneğin kablolu televizyon-dijital kanal aboneliği, araba sigortası gibi şeyleri de ekleyebiliriz. Hatta dil kursunun 1 aylık kuru bile olabilir.
* Hediyenizi arkadaşınıza birikmiş millerinizden bir uçak bileti alarak da verebilirsiniz. Yaratıcılıkta sınır yok! Açık bir uçak ya da otobüs bileti, özellikle de arkadaşınızın yakın şehirlerde ziyaret edeceği birileri varsa süper bir hediye olacaktır.
* İlginç ve farklı hediyeler için internetteki açık artırma sitelerini ziyaret edebilirsiniz. İkinci el de olsa, arkadaşınızın en sevdiği çizgi film kahramanının 80'lerden kalma oyuncağının onu mutlu etmeyeceğini kim söyleyebilir ki?
* Ve... El emeği göz nuru! Sadece ona özel bir atkı biraz zahmetli ama kesinlikle kıymetli bir hediye, ne dersiniz?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
